Önce Rangers - Sevilla maçının özetini izleyelim.
NTV Spor'da dün akşam Sevilla'nın Rangers'ı Avrupa'daki en zor deplasmanlardan biri olan Ibrox'da darmadağın ettiği sıralarda, Güntekin Onay ve Mert Aydın bu sezon Real ve Barca'yı La Liga'da kimsenin zorlayamayacağı konusunda görüş birliğine varmışlardı. Açıkçası bu fikre benim de katılmamam mümkün değil. Burada dikkat çekici olan sadece bir örnektir Sevilla'nın şampiyonluğu zorlayamayacak olmasının sebepleri. Açıkçası Avrupa'nın birçok liginde iki, üç ya da dört takımın geri kalanlarla arayı açması trendi birkaç yıldır artan hızla büyüyor. Tabiki bunun en iyi örneği Premier Lig. Manchester United, Liverpool, Arsenal ve Chelsea dörtlüsünün arasına girmek daha sezon başından imkansız bir hedef olarak görülüyor. İmkansızı deneyenler olmadı mı?
Birkaç yıldır Aston Villa ve Everton şampiyonlar Ligi yerlerini zorlayabilecek yegane takımlar olarak gösteriliyor. Ancak Mart bilemediniz Nisan'da gelen ani düşüşler hedefe ulaşmayı engelliyor. Öncesinde buna en çok yaklaşan takım Tottenham Hotspurs, ligin son dakikasında yediği golle Şampiyonlar Ligi biletini ARsenal'e kaptırmıştı.
La Liga için de aynı şey geçerli. Real Barca ekürisi dışında şampiyonluğa ulaşan son üç takım Atletico Madrid (1996) Deportivo (2000) ve Valencia (2002, 2004) bu sezon benzer bir başarının çok uzağında kalacaklar.
İtalya'da ise daha farklı bir hegamonya söz konusu. Yıllarca süren şampiyonluk hasretinin acısını çıkarırcasına Inter birkaç yıldır sezona tek şampiyonluk adayı olarak başlıyor. Oysa çatlak profesör Spaletti'nin Roma'sı ikinci bitirdiği sezonlarda hep mavi - siyahlılardan daha göz alıcı bir futbol oynamıştı.
Bu sezon Süper Lig için de benzer bir durum geçerli. "Galatasaray ve Fenerbahçe'yi kimse yakalayamaz." Oysa ne güzel son bir kaç sezonda güç dengelerinin birbirine yaklaştığı bir ligimiz vardı. Şampiyonluk barajı 70 puan civarlarına düşmüştü. Büyüklerin puan kaybetmesi normal sayılıyordu. Ancak tiraj kaygısıyla "ligimizin kalitesi düşüyor, büyükler çok kötü" fırtınaları estiren medyanın da gazıyla artık iki kutuplu bir Süper Lig var.
Yıllarca her takımın şampiyonluk için eşit şansa sahip olduğu bir lig olan Lig 1'de de Lyon saltanatıyla birlikte, tek kutuplu hale gelen güç dengeleri artık Lyon, Sordeaux, Marseille ve P.S.G arasında paylaşılacak gibi.
Saydığımız tüm bu liglerde daha adil bir paylaşım yapısı olan ve ligin kontrolünü sponsorların eline bırakmayan, hala en büyük yıldızları Alman futbolcular olan Bundesliga ise bu değerlendirmenin dışında kalıyor ilginçtir ki.Bundesliga ise ilginçtir
Bundan rahatsız olanlar kadar hoşnut olanların da olduğunu tahmin ediyorum. Sebepler tartışılır. Bence 6+5 kuralı ve finansal fair play gibi, FIFA ve UEFA'nın koyacağı sınırlamalarla çözülebilecek bir sorun bu. Çünkü açılan uçurumun saha içindeki kalite farkından kaynaklandığını düşünmüyorum. Uçurumun kenarındaki başaltı takımları, Sevilla, Aston Villa, Fiorentina ya da Eskişehirspor iyi günlerinde uçurumun diğer tarafına sahayı dar edebilecek takımlar. Ancak kadro derinliği ve hani "iki onbir çıksa şampiyonluğa oynar" denilen kadrolar yaratmak ise maddi gücün bir sonucu. O zaman, güç dengelerini korumak da ekonomik anlamda bir takım sınırlamalar getirmekle mümkün. Yoksa Sevilla şöyle top oynasa allaha emanet Real Madrid savunmasını geçemez mi allahaşkına?
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder